8 Temmuz 2013 Pazartesi

Cheongdamdong Alice




Şu başlığı da yazabildim ya, kendimle ne kadar gurur duysam azdır!

cha seun jo aşkı uğruna babası, mal, mülk herşeyinden vazgeçmiş bir adamdır.Paris de beş kuruşsuz, ama aşık bir öğrencidir.Ama gerçek şu ki sevdiği, uğruna herşeyi bıraktığı kız onun değil, paranın peşindedir.Sonuç; bir ayrılık ve psikolojik sorunları olan bir adamdan ibarettir.



 Seun Joo- Başlamadan hemen söyleyeyim.İzlediğim dönem malum ortalık Park Shi Hoo'nun  tecavüz haberleriyle çalkalanıyordu.O yüzden azıcık -tamam gayet aşırı- ön yargılı izledim sahnelerini.Ama ön yargıyı bir kenara bırakıp izlediğim dönemler de de pek sevemedim bu adamı.Ne bilim rolü zaten manyak, kendince havalı olmaya çalışan, intikam hırsıyla dolu bir adamdı.Ama aynı zaman da bir çocuk kadar kırılgan ve saf.Bu ikisi bir arada ne kadar olur, sonuç ne olurdu? Sanırım işte bu olurdu.Berbat gülüşünü saymazsak aslında fena adam sayılmazdı, kendi çapında bi gideri olabilir :)










Han Se Kyung- Başından ciddi bir ilişki geçmiş, maddi sıkıntılar yüzünden sevdiği adamdan ayrılmak
zorunda kalmış bir kız.Zeki, yetenekli, dereceyle mezun olmuş bir tasarımcı.Ama kariyerinde bir türlü istediği çıkışı yakalayamamış.Neden?Çünkü yurt dışı eğitimi yok.Ah şu para para para !Alışılagelmiş dışında, değişik bi havası vardı.Estetikli değil sanırm. Galiba ondan:)Sevdim bu kızı.







Bu ikilinin yolu malumunuz, bir şekilde kesişiyor işte.Çocuk kızın beş parasız bir adama olan aşkından etkileniyor, kız adamın parasından.Bir ortak paydada buluşma çabasını izleyeceksiniz dizide.

*Kızımız sosyeteye girmeye çalışıyor:)Aman ne yöntemler varmış da bilmezmişiz.Öğrendik!Kıza yardım eden, daha önce aynı hedefi başarabilmiş bir arkadaşı var.Verdiği öğütler, tuttuğu günlük kızımıza kılavuz olacak.Pek de ihtiyacı yoktu ya hani, neyse.

*Beyaz tavşan benzetmesini sevdim.Alice'i harikalar diyarına götüren hani.Burada da bir beyaz tavşan avı süre gidiyor.Önce kendine bir beyaz tavşan seçecek, hedefe kitlenip onu elde edecek.

*Tavşanın suyunun suyu! Heh işte o da bu :) Kendisi sosyetik çöpçatan.Ama çok seviyorum ben bu adamı.Kötü adam, iyi adam, aşık adam her hali ayrı tatlı.Kızımızın ikinci yardımcısı...



*Ama...Gerçekte de böyle insanların var olduğunu bilmek, ürküttü beni.Biz alışkınız masum, saf aşk izlemeye.Bu biraz ağır geldi.

*İlk başlarda beni cezbetti dizi.Kızın kararlı bir şekilde hedefe kitlenmesi, çabalaması izlettirdi.Başından geçenler eğlenceli komikti.Ama belli bir noktadan sonra tıkanıyor dizi.Bütün çabaları gösterip, eteğindeki taşları dökünce bütün büyüsü bozuluyor.Sonrası sıkıcı bildiğin dizi işte.Gerçek aşk başlar, pişmanlık, arada kalmışlık falan, filan....

*Aslında ben seni seviyorum, para o kadar da önemli değil demedi kız, bu kısım iyiydi.Ben seni seviyorum, her şeyinle buna paran da dahil dedi.

Bir hevesle ilk bölümlerini izleyip, sonra bitiriyim bari diye izledim diziyi.Öyle aman aman bişey beklemeyin yani.Ama tavlamak istediğiniz hedefte bir delikanlı varsa sakın kaçırmayın.Zira izledikten sonra anladım ki neler varmış, neler.Öyle saf saf aşık olup evlendim.Tam drama karakteri olacak kızım vesselam :D


bu tavşanlar çok sevimliydi.Ruh haline göre birinin fotosunu gönderiyodu kıza çocuk.




Kendisini en iyi dost ilan ediyorum.Seviyorum bu kızı.



                                          Bu da bonusumuz olsun!Bakın kimler var burda.

5 Temmuz 2013 Cuma

Lee Min Ho ❤ ❤ Ama...

Eğer elin yüzün düzgün, özellikle de boyun uzunsa ünlü olman kaçınılmaz.Bir ajans da köleliğe başlar, ardından çıkış yapabilirsin.Zamanla oyunculuğunu geliştir. Gerisi gelir; mankenlik, foto modellik bonus!Ama keşke bunu da yapmasaydın be oğlum.

Neyini eksik ettiler senin?Seviyorum seni, tamam.Ama sakın bir daha bunu yapma emi, sakın şarkı söyleme.Senin neyine bisiklet tepelerinde şarkı söylemek.Kim gaza veriyo bu çocuğu, bi yakalarsam...


14 Haziran 2013 Cuma

Nine / Gelmiş Geçmiş En iyi Zaman Yolculuğu






Abisinin öldüğünü öğrenen Park Sun Woo, onu teşhis için gittiği karakoldan eşyalarını alır.Eşyaların içindeki tütsü çubuğunun ne olduğunu anlaması zaman alsa da, sayesinde abisinin ölüm nedenini anlayıp, onlardan 9 tane daha elde edecektir.Bu da tam 9 zaman yolculuğu demek!

Şunu söyleyebilirim ki şimdiye kadar izlediğim en iyi zaman yolculuğu hikayesi, öyle ki; bitirir bitirmez hemen soluğu burda aldım.Özellikle bütün bölümleri bittikten sonra başladım ki, bu da dizinin etkisini daha bir artırdığı gerçek.Yani ard arda 2-3 bölüm izleyip hiiç bunalmayacağınız, hatta keşke vakit olsa da bir bölüm daha izleyebilsem diyeceğiniz muhteşemlikte bir dizi.Ama şöyle bir dezavantajı da var ki, pc başında yaşlanıyorsunuz.Yemeden içmeden kesilip uykusuzluğu göze alıyor, bütün hayatınızı mahvediyor olarak kendinizi bulabilirsiniz.İzlerken ki halimin ufak bi canlandırması...

                                                     
                                                                       ***




Lee Jin Wook(Park sun woo) 20 bölüm boyunca gözümüzü gönlümüzü açan abimize teşekkürü bir borç bilirim.Oh be nihayet benden büyük birini buldum.Bundan sonraki favorim olarak ilan ediyorum kendisini(ne kadar sürer ben de merak ettim) Aslında I need Romance2 de kendisini izleyip beğenmiş, ama gıcık rolünden ötürü haliyle ısınamamıştım.Ama burda bambaşka, zeki, çevik, ahlaklı bir gazeteci, iyi bir kardeş ve evlat, orta seviyede bir aşık.Aşk işlerinin beceremiyor bu  çocuk.Oyunculuğunu da beğendim, öyle havalı olacam diye odun odun dolaşmıyo ortalıklarda.Zaten bir güldü mü başka bi şeye bakamıyacağınız için, oyunculuk falan yalan yani.Boş boş baktım aslında ekrana.Kendisini Korenin en güzel gülen adamı ilan ediyorum.O kaz ayakları bir insana bu kadar mı yakışır.Hep gülsün sabaha kadar izlerim ben.(Ah sevgilim, hayatım sakın okuma sen buraları tamam mı?Yalandan, şakacıkdan:)) Tamam vicdanımı rahatlattım, mesajımı da gönderdim, devam.Şaka bir yana dünya ahıret  kardeşimdir - uzayda görsem affetmem- Allah sahibine bağışlasın.Başka ne demek gelir ki elden.Yok artık, gözlerim doldu,ağlıycam mı ne? :)






Jo Yoon Hee(Joo Min Young) Vallahi dizi boyunca üç isim değiştirdiği için bunu yazdım.Diğerlerini
de izleyince öğrenirsiniz.Ama kardeşim kim neden bu kızı başrole seçti?Yönetmenin akrabası falan mı anlayamadım.Tamam başrol kızımız çirkin olması lazım, anladık da, bu kadarı da fazla değil mi yahu?İlk bölümlerde ki saç modeli de neydi o öyle?Tez vakit saçını uzatması lazım, kısa saç hiç yakışmıyor kendisine bence.Bu kız yüzünden diziyi bırakabilirdim ama Allahtan çocuğun hatırına devam ettim :) Ama ilerleyen bölümlerde göz alışkanlığından mı nedir, güzel görülmeye başladı gözüme.Kız etkisini zamanla göstermeye başlıyo anlaşılan ki,Park Sun Woo'da 5 yıl sonra anlayabiliyor kendisini sevdiğini.Tipe bak ya...
         
                                                                          ***

Bir geçmiş, bir gelecek bol gidip gelmeli bir dizi olunca haliyle castta biraz kalabalık oluyo.Valla kim kimdi ben çıkaramadım, her karakterden iki tane olduğu için, başrollerle idare edelim arkadaşlar.

*Diziyi izlerken bir kuple "Kelebek Etkisi" tadı alıyorsunuz.Yani geçmişe dönüp kaş yapıyım derken, gelecekde ki gözünüzü çıkartma olasılığın yüksek.Nitekim öyle de oluyor zaten.

*Bu tip senaryolar aslında çok tehlikeli.Bazı şeylerin havada kalma olasılığı yüksek.Ama burada öyle bir şey gözüme batmadı benim.Gayet iyi yazılmış, açığı yakalanabilecek bir senaryo değil yani, tebrikler.Zaten senaristi QİHM 'in senaristi olur ki, referansı kuvvetli.

*Ama yinede 20 yıl önceki liseli Park Sun Woo'nun gelecekteki, acar gazeteci Park Sun Woo'nun kullanması için sakladığı tılsımları can düşmanının çaldığı halde gelecekte nasıl Park Sun Woo'nun eline geçiyor.Üstüne üstük kullanıyor, sonra diğer adam 20 yıldır sakladığı kutudan tılsımı çıkarıyor.Yahu ne dediğimi ben bile anlayamadım ama anladıysanız bana da bi zahmet anlatın.

Bol Spoilerli Kısım, Dikkat!

*9 tane tütsüyü bulup, 20 yıl öncesine gittiğini de keşfedince Park Sun Woo tabiri caizse otaboka geçmişe gitmeye başladı ya,  "olum dur, ilerde çok arayacaksın o tütsüleri, tütsü diye nerelerimi yaksamda geçmişe gitsem diyeceksin" dedim ama dinletemedim.Arkadaşına yılbaşı kartı bırakmalar (derdini anlatacak sorsan),Yok annesine yılbaşı hediyesi vermeler, sinemada annesine yakalanmayı engellemeler.Ne gerek vardı olum, geçmiş zaman tee lise yılları bırak gitsin.

*Ama ama abisinin mutluluğu için sevdiği kadınla onu kavuşturması, sonrada yediği haltı anlayınca ki pişmanlığı çok feciydi içim cız etti.

Tanım

"Yenilen Halt": Efendim kadın bir kız çocuk sahibi dul bir hanım, zaten bu yüzden aileler izin vermediği için evlenememişler geçmişte.Evlenemeyince kadın Amerika'ya gitmiş evlenip barklanmış, mutlu mesut yaşamış.Bu bizim iyilik meleği abisiyle kadını bir araya getirince otomatik olarak nur topu gibi bir yeğeni oldu, amca mertebesine yükseldi.Ama gelin görün ki gelecekte ki kendi yaşamının içine etti.Çünkü o minik kız, kendi sevgilisi çıkmasın mı?Vah garibin haline...

*Yalnız kızın her şeyi hatırlamaya başladığı park da geçen sahne çok güzeldi.

"En çok hangi kelimeden nefret ettim biliyor musun? Amca!"

Adam da haklı yani kız gözlerinin önünde adama amca amca diye diye başkasıyla evlilik hazırlıkları yapıyo.Gel de kurdeşen dökme!



Ah o parkın bir dili olsa anlatsa...

*Ama can dostu doktor arkadaşı vardı ya, sevimli şey.İlk başlarda tütsülerde gözü vardı.Sakın bitirme geçmişe gidip karımı değiştirmek istiyorum diyordu :)Dizi boyunca çok güldüm kendisine.
Ama bir gelenek daha bozulmadı.Yani  can dostunuz bir psikologsa ruhsal sorunlarınız olmalı, eğer beyin cerrahıysa bir tümörünüz.Bu dizide ikinci seçenek geçerli arkadaşlar.

*Bu tarz dizilerde bir son karmaşası hep yaşanır.Yani 19 bölüm boyunca o kadar çok şeyi karıştırıyorlar ki, git geçmişe gel geleceğe.Olmadı saplan kal geçmişte.Adamlar bir bölümde -sanki şartmış gibi- zar zor toparlıyorlar.Son bölümde  havada kalan şeylerin altını doldurmaya çalışmışlar.Taşları yerine oturtma çabası o kadar çok gözümüze sokuldu ki, aynı sahneyi 40 tekrarla her seferinde bir şeyler eklenerek izledik.Sürekli tekrar olunca biraz sıkmıyor değil.Ama o kadar olacak, bu dizide de sıkıldım dersen Allah çarpar adamı taş olurum maazallah.Töbe töbe!

Klasik bitirişimi gerçekleştiriyorum.Efendim yine bir TvN dizisi, yine bir güzellikle karşı karşıyayız.Bu nasıl bir kanaldır anlamadım izlediğim hiç bir dizisi kötü değildi.(Flower Boy Next door'u gözardı ediyorum).Gelecek ne gösterir bilinmez ama 2013'ün en iyi dizisiyle karşı karşıyayız arkadaşlar.Burdan haykırıyorum: Bu diziyi kaçırmayın, mutlaka izleyin, pişman olmayacaksınız, tek kelimeyle  MUHTEŞEM!






Güzellik








19 Mayıs 2013 Pazar

Biz Türk'üz Trabzon'luyuz Abi! :)


Kendimce en kolay post şeklini bulmuş bulunmaktayım: video.Ama paylaşmadan da geçemedim :)

Memleketim insanı sonun da bunu da yaptı...


7 Mayıs 2013 Salı

Tatlı Son...



Aşk sevgilinin eğri bacaklarını düzgün görmek demektir.Kızım seni yerim ben, ikinizi de yerim.Ahhhh ah  keşke her aşk böyle bitse...