6 Ağustos 2013 Salı

The Best Lee Soon Shin / Eziyetin Böylesi




Bu şarkı eşliğinde okuyalım arkadaşlar.Daha etki olur diye düşündüm :)

Akşam üzeri sevgili bunusevdime yorumla karışık dert yanarken kendi kendime dedim ki; bari bunu blogda yazayım.Bu durum yorum  olayını çoktan aşmış.Üstüm de bir yük olmuş.

İzleyenler bilir ki efendim bu illet 50 bölümden oluşan bir eziyet yumağı.Acemi de değildim oysa ki nasıl bulaştım bu illet diziye, nasıl bakmadım kaç bölüm olduğuna bilemedim.Bi kere de başlamış bulundum.Kendisini iki kez terk ettim, izlemeyecem dedim.Ne zaman nette dolaşsam önüme çıktı.Ben görmezden gelmeye çalıştıkça daha bi gözüme batar oldu.Öyle ki belli bi noktada sonra ben onu arar buldum kendimi.Yapma Deniz kendine gel dedim, bundan sana fayda yok, bırak bu işin peşini dedim.Cık!Bana mısın demedi.Dizi devam ederken nice diziler bitirdim, nice filmler izledim, yine dönüp dolaşıp buna geldim.Anladım ki ecelden kaçılmazmış, illa ki iliklerime kadar beni kemirecek, yiyip bitirecek ki rahat edeyim.Nasıl bir mazoşistim anlamadım.


Şimdi burda gördüğünüz bütün adamların ayrı ayrı  her biri tek başına 16 bölümlük dizi olacak hikayeleri olunca haliyle bölüm 50 de olur 60 da.Benim eziyet katsayım da giderek artar.Dizi de iki ablanın aşk hikayelerini, bir annenin aldatılmışlığını, bir babanın ölümünü ve ardında ki sır perdesini, Bir patron ve çalışanı arasında ki aşkı, evlat edinilme hikayesi ve onun  kahramanlarını, aşk üçgenlerini, bol bol kötülük, entrika ve daha sayamadığım bir çok şeyi izleyeceksiniz.Oyyy yazarken yoruldum.Öyle ki belli bi noktadan sonra kim başrol onu bile karıştırır duruma geliyorsunuz,  diğer hikayeler o kadar öne çıkıyo.
Ama şöyle bişey de var.Bu kadar çok şey var, dizi hızlı ilerleyen, akıcı, bir başladığımı hatırlıyorum bir bakmışım ki 40 olmuş diyeceğiniz bir dizi değil.Kağnı hızında ilerleyen olayları, 2-3 hafta izlemeyin, kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.Ki ben de yer yer atlayarak ilerledim, dizi izleme stilime boyut kazandırmış oldum.Ben ki dizileri son sahnesine kadar izleyen Deniz bunu yaptı.Durumu anlayın.

Dizi hakkında ki hayallerim

Le soo shinin Küçük ablasının tavukçu dükkanı işleten  kayın validesine tavuk yedire yedire patlatmak suretiyle işkence yapmak!Görmemişin oğlu olmuş misal iyi ki bi doktor oğlun var.Mükemmel oğlum var diye hava atıp, kimsecikleri de laik görmez ya ona tam gıcık tip.Doktor annesi olmuşun ama insan olmamışın naber :)Gerçi kız da cadolozdan halliceydi ya son bölümlerde toparladı neyse...Bu nasıl gıcık bir tiptir yahu.Kızın anneinin can dostu sorsan, içten içe mutlu oluyo kadın kötü duruma düştükçe.

Lee Soon Shinin artist annesini -kadın gerçekten aktrist hee - anne/kızlı bilimum dizi reklam kampanyalarına gömmek.Böyle çıkarcı, sinsi, saman altında su yürüten kadın görmedim.Buldu hazır büyümüş, nur topu gibi kızı sözde annelik yapacak haspam.Bildiği tek şey de oyunculuk olunca böyle kızın etinden sütünden faydalanmaya çalışıyor.Bir de teponnimin babasına sardı bu ara.Aralarında bir sır var bunların hadi bakalım.Az çok tahminim var ama yazmayayım şimdi, girmeyeyim kadının günahına :)Misa'dan sonra daha kötü anne bulamam artık, bu benim nirvanam dedim.Bu kadın onu da geçti.O kadar ki kötü.

Lee Soon Shinin aktrist annesinin menejerini o arabaya kilitlemek, yanına da kasa kasa bira bırakmak!Boş kaldıkça içer garibim.E içer  içer de arabadan da dışarı çıkamaz, çatlar, ni hah hah hah haaah!Yaptı tek şey de bu zaten.İçip içip millete kadının sırlarını anlatmak.Yok anlamıyorum, nasıl bu kadının bunca sırrını biliyor bu adam ve nasıl böyle bağlı kadına.Şimdi hakkını yemeyelim kadın için ölür adam da, içince sapıtoyo biraz.Tek kusuru o.

Yun Ah'ı falakaya yatırmak!Teponnimin ailesinin zengin, hastahane sahibi adamın oğlu olduğunu öğrenince birden aşkı depreşti ya işte o an karar verdim buna.O teponnim seni falakaya yatırsa az bile.Adam sana zamanın da kör kütük aşıktı ayak bağı oluyo sana diye terkettin tüüüh yazıklar olsun.Neymiş, ünlü olacakmış.Bir de elin kadınına ne diye anne anne der durursun?Bırak bu işleri kuzum.

Ama sevimli şeker şey, en güzel aşık olan adam teponnim seni seviyorum.
Lee Soon Shinnin en büyük ablası ve ona aşık fırıncı sizi seviyorum.
Cafe işleten iyilik timsali, muhteşem aşçı, Lee Soon Shin'in eski patronu seni seviyorum.
Biraz tuhaf ama bu teponnimin kız kardeşi var ya şu doktora sürekli asılan, işte onuda seviyorum.

Ama kardeşim 40 bölüm dağ dağa kavuşur da, insan insana kavuşmaz mı? 40 bölüm bi kızı seversin de söyleyemez misin?Sonra kız gelip iki bölümde sana aşık olup üçüncü bölümde itiraf mı eder? Acıyın bize. Vee senarist;
"....
Tanrı istemezse insan ölmezmiş,
Sen tanrımısın beni öldürdün!"

Ve ve vee diziye başlamamış olan varsa sakın ama sakın girmesin bu bataklığa, aldanmasın o masum yüzlere, sonrası çıkılmıyo malum :)






19 Temmuz 2013 Cuma

Manny




Siz de benim gibi izlediğiniz hiçbir şeyden zevk alamıyor, "aşkım kavuşamıyoruz, çünkü ayrı dünyaların insanıyız" replikli dramalardan sıkılmışsanız; Zengin  bir ceodan yoksun, fakir bir kızdan mahrum bir dram zamanınız çoktan gelmiş ve geçiyor demektir.İşte tam bu noktada aile dizileri devreye giriyor.Bir nevi imdadımıza yetişiyor.

Genç ve bekar anne Seo Do  çocuklarıyla başa çıkamayınca, eve gelen bütün bakıcılar çocuklardan yaka silkeleyerek kaçıyorsa, artık bir erkek bakıcının vakti gelmiştir.Amerikadan ithal, kore asıllı bakıcımız eve bir güneş gibi doğacak ve çocukların gözdesi olacaktır.Tabi en çok da annelerinin.. :)








Tahmin edildiği üzre mükemmel bir erkekle karşı karşıyayız a dostlar.Görenin salyalarının aktığı, yüzü kadar kalbi de güzel bir adam :) Haliyle herkes etrafında pervane o, çocukların.Elinden her iş gelen, çocuklara yemek hazırlarken ödevleriyle ilgilenen, olmadı psikolojik sorunlarının ne olduğunu anlayabilip tedavi edebilen.Çocukları yatırdıktan sonra her akşam koşuya çıkan, sportif bir adam.Allahım robot mu bu ne dedim bir an.İnsan hiç mi bunalmaz, yorulmaz. Sürekli  gülenyüz kurabiyesi halleriyle etrafta dolaşır.



Peki bütün bunlar olurken bu çocukların annesi ne yapıyordu?Yan gelip yatıyordu diyemem ama bişey de yapıyodu desem yalan yani :) Bir butik işleten annemiz, evinde yaşadıkları ablasının gölgesinde kendi halinde takılan bir tip.Bu çocukları bu yaşa nasıl getirdiği  kocaman bir soru işareti.Malum tipik beceriksiz, işinde başarısız -aslında yetenekli de, kendini gösteremeyen- bir annecik.Bu kırılgan naif halleri biraz fazla abartılmıştı bu karakterin.Bakıcımızı daha güçlü göstermek için böyle yapıldığı aşikar olsa da, kardeşim sen bir annesin! Terliği şöyle bi fırlattın mı tam 12den popoya tutturmalı, ödeviniz var mı? ödeviniz bitti mi? diye sürekli dırdır etmeli, çocuğun ilkokulda ben şarkıcı olacağım diye sana geldi mi şöyle sümsüğü oturtmalısın...Biz böyle biliriz ama değil mi? :)



Bir de "naaan jenissa" diye ortalıkta dolaşan bir abla var.Kendisi artık yaşı kemale ermiş eski bir manken.Bir mankenlik ajansı yönetiyor.egosu tavan yapmış bir karakter.Sürekli her yerde spor yapması beni çok güldürdü.Mankenlere yaşattığı eziyeti emin olun bu çocuklar  askerde yaşamamışlardır.Ensesinden aşağı sarkan, sürekli gerçekten saçmış gibi muamele gören, beceriksizce ensesine tutturulmuş ip şeklinde ki -sözde- saç birikintisi.Tek kelimeyle iğrençti!Ama hep beraber anladık ki kendi kişisel gelişimini tamamlayıp level atlayınca saçını kesecekmiş meğersem ondanmış o kadar eziyet.Boşuna gözümüzü yorduk onca zaman :)

Sıkmadan kendini izleten, tahmininiz üzre içine bolca aşk serpiştirilmiş, daha bolca çocuklar ve sorunlarıyla muhattap olduğumuz bir dram Manny.Biraz ara, taze bir nefes isteyenler için birebir.Efendim izleyiniz.....




8 Temmuz 2013 Pazartesi

Cheongdamdong Alice




Şu başlığı da yazabildim ya, kendimle ne kadar gurur duysam azdır!

cha seun jo aşkı uğruna babası, mal, mülk herşeyinden vazgeçmiş bir adamdır.Paris de beş kuruşsuz, ama aşık bir öğrencidir.Ama gerçek şu ki sevdiği, uğruna herşeyi bıraktığı kız onun değil, paranın peşindedir.Sonuç; bir ayrılık ve psikolojik sorunları olan bir adamdan ibarettir.



 Seun Joo- Başlamadan hemen söyleyeyim.İzlediğim dönem malum ortalık Park Shi Hoo'nun  tecavüz haberleriyle çalkalanıyordu.O yüzden azıcık -tamam gayet aşırı- ön yargılı izledim sahnelerini.Ama ön yargıyı bir kenara bırakıp izlediğim dönemler de de pek sevemedim bu adamı.Ne bilim rolü zaten manyak, kendince havalı olmaya çalışan, intikam hırsıyla dolu bir adamdı.Ama aynı zaman da bir çocuk kadar kırılgan ve saf.Bu ikisi bir arada ne kadar olur, sonuç ne olurdu? Sanırım işte bu olurdu.Berbat gülüşünü saymazsak aslında fena adam sayılmazdı, kendi çapında bi gideri olabilir :)










Han Se Kyung- Başından ciddi bir ilişki geçmiş, maddi sıkıntılar yüzünden sevdiği adamdan ayrılmak
zorunda kalmış bir kız.Zeki, yetenekli, dereceyle mezun olmuş bir tasarımcı.Ama kariyerinde bir türlü istediği çıkışı yakalayamamış.Neden?Çünkü yurt dışı eğitimi yok.Ah şu para para para !Alışılagelmiş dışında, değişik bi havası vardı.Estetikli değil sanırm. Galiba ondan:)Sevdim bu kızı.







Bu ikilinin yolu malumunuz, bir şekilde kesişiyor işte.Çocuk kızın beş parasız bir adama olan aşkından etkileniyor, kız adamın parasından.Bir ortak paydada buluşma çabasını izleyeceksiniz dizide.

*Kızımız sosyeteye girmeye çalışıyor:)Aman ne yöntemler varmış da bilmezmişiz.Öğrendik!Kıza yardım eden, daha önce aynı hedefi başarabilmiş bir arkadaşı var.Verdiği öğütler, tuttuğu günlük kızımıza kılavuz olacak.Pek de ihtiyacı yoktu ya hani, neyse.

*Beyaz tavşan benzetmesini sevdim.Alice'i harikalar diyarına götüren hani.Burada da bir beyaz tavşan avı süre gidiyor.Önce kendine bir beyaz tavşan seçecek, hedefe kitlenip onu elde edecek.

*Tavşanın suyunun suyu! Heh işte o da bu :) Kendisi sosyetik çöpçatan.Ama çok seviyorum ben bu adamı.Kötü adam, iyi adam, aşık adam her hali ayrı tatlı.Kızımızın ikinci yardımcısı...



*Ama...Gerçekte de böyle insanların var olduğunu bilmek, ürküttü beni.Biz alışkınız masum, saf aşk izlemeye.Bu biraz ağır geldi.

*İlk başlarda beni cezbetti dizi.Kızın kararlı bir şekilde hedefe kitlenmesi, çabalaması izlettirdi.Başından geçenler eğlenceli komikti.Ama belli bir noktadan sonra tıkanıyor dizi.Bütün çabaları gösterip, eteğindeki taşları dökünce bütün büyüsü bozuluyor.Sonrası sıkıcı bildiğin dizi işte.Gerçek aşk başlar, pişmanlık, arada kalmışlık falan, filan....

*Aslında ben seni seviyorum, para o kadar da önemli değil demedi kız, bu kısım iyiydi.Ben seni seviyorum, her şeyinle buna paran da dahil dedi.

Bir hevesle ilk bölümlerini izleyip, sonra bitiriyim bari diye izledim diziyi.Öyle aman aman bişey beklemeyin yani.Ama tavlamak istediğiniz hedefte bir delikanlı varsa sakın kaçırmayın.Zira izledikten sonra anladım ki neler varmış, neler.Öyle saf saf aşık olup evlendim.Tam drama karakteri olacak kızım vesselam :D


bu tavşanlar çok sevimliydi.Ruh haline göre birinin fotosunu gönderiyodu kıza çocuk.




Kendisini en iyi dost ilan ediyorum.Seviyorum bu kızı.



                                          Bu da bonusumuz olsun!Bakın kimler var burda.

5 Temmuz 2013 Cuma

Lee Min Ho ❤ ❤ Ama...

Eğer elin yüzün düzgün, özellikle de boyun uzunsa ünlü olman kaçınılmaz.Bir ajans da köleliğe başlar, ardından çıkış yapabilirsin.Zamanla oyunculuğunu geliştir. Gerisi gelir; mankenlik, foto modellik bonus!Ama keşke bunu da yapmasaydın be oğlum.

Neyini eksik ettiler senin?Seviyorum seni, tamam.Ama sakın bir daha bunu yapma emi, sakın şarkı söyleme.Senin neyine bisiklet tepelerinde şarkı söylemek.Kim gaza veriyo bu çocuğu, bi yakalarsam...


14 Haziran 2013 Cuma

Nine / Gelmiş Geçmiş En iyi Zaman Yolculuğu






Abisinin öldüğünü öğrenen Park Sun Woo, onu teşhis için gittiği karakoldan eşyalarını alır.Eşyaların içindeki tütsü çubuğunun ne olduğunu anlaması zaman alsa da, sayesinde abisinin ölüm nedenini anlayıp, onlardan 9 tane daha elde edecektir.Bu da tam 9 zaman yolculuğu demek!

Şunu söyleyebilirim ki şimdiye kadar izlediğim en iyi zaman yolculuğu hikayesi, öyle ki; bitirir bitirmez hemen soluğu burda aldım.Özellikle bütün bölümleri bittikten sonra başladım ki, bu da dizinin etkisini daha bir artırdığı gerçek.Yani ard arda 2-3 bölüm izleyip hiiç bunalmayacağınız, hatta keşke vakit olsa da bir bölüm daha izleyebilsem diyeceğiniz muhteşemlikte bir dizi.Ama şöyle bir dezavantajı da var ki, pc başında yaşlanıyorsunuz.Yemeden içmeden kesilip uykusuzluğu göze alıyor, bütün hayatınızı mahvediyor olarak kendinizi bulabilirsiniz.İzlerken ki halimin ufak bi canlandırması...

                                                     
                                                                       ***




Lee Jin Wook(Park sun woo) 20 bölüm boyunca gözümüzü gönlümüzü açan abimize teşekkürü bir borç bilirim.Oh be nihayet benden büyük birini buldum.Bundan sonraki favorim olarak ilan ediyorum kendisini(ne kadar sürer ben de merak ettim) Aslında I need Romance2 de kendisini izleyip beğenmiş, ama gıcık rolünden ötürü haliyle ısınamamıştım.Ama burda bambaşka, zeki, çevik, ahlaklı bir gazeteci, iyi bir kardeş ve evlat, orta seviyede bir aşık.Aşk işlerinin beceremiyor bu  çocuk.Oyunculuğunu da beğendim, öyle havalı olacam diye odun odun dolaşmıyo ortalıklarda.Zaten bir güldü mü başka bi şeye bakamıyacağınız için, oyunculuk falan yalan yani.Boş boş baktım aslında ekrana.Kendisini Korenin en güzel gülen adamı ilan ediyorum.O kaz ayakları bir insana bu kadar mı yakışır.Hep gülsün sabaha kadar izlerim ben.(Ah sevgilim, hayatım sakın okuma sen buraları tamam mı?Yalandan, şakacıkdan:)) Tamam vicdanımı rahatlattım, mesajımı da gönderdim, devam.Şaka bir yana dünya ahıret  kardeşimdir - uzayda görsem affetmem- Allah sahibine bağışlasın.Başka ne demek gelir ki elden.Yok artık, gözlerim doldu,ağlıycam mı ne? :)






Jo Yoon Hee(Joo Min Young) Vallahi dizi boyunca üç isim değiştirdiği için bunu yazdım.Diğerlerini
de izleyince öğrenirsiniz.Ama kardeşim kim neden bu kızı başrole seçti?Yönetmenin akrabası falan mı anlayamadım.Tamam başrol kızımız çirkin olması lazım, anladık da, bu kadarı da fazla değil mi yahu?İlk bölümlerde ki saç modeli de neydi o öyle?Tez vakit saçını uzatması lazım, kısa saç hiç yakışmıyor kendisine bence.Bu kız yüzünden diziyi bırakabilirdim ama Allahtan çocuğun hatırına devam ettim :) Ama ilerleyen bölümlerde göz alışkanlığından mı nedir, güzel görülmeye başladı gözüme.Kız etkisini zamanla göstermeye başlıyo anlaşılan ki,Park Sun Woo'da 5 yıl sonra anlayabiliyor kendisini sevdiğini.Tipe bak ya...
         
                                                                          ***

Bir geçmiş, bir gelecek bol gidip gelmeli bir dizi olunca haliyle castta biraz kalabalık oluyo.Valla kim kimdi ben çıkaramadım, her karakterden iki tane olduğu için, başrollerle idare edelim arkadaşlar.

*Diziyi izlerken bir kuple "Kelebek Etkisi" tadı alıyorsunuz.Yani geçmişe dönüp kaş yapıyım derken, gelecekde ki gözünüzü çıkartma olasılığın yüksek.Nitekim öyle de oluyor zaten.

*Bu tip senaryolar aslında çok tehlikeli.Bazı şeylerin havada kalma olasılığı yüksek.Ama burada öyle bir şey gözüme batmadı benim.Gayet iyi yazılmış, açığı yakalanabilecek bir senaryo değil yani, tebrikler.Zaten senaristi QİHM 'in senaristi olur ki, referansı kuvvetli.

*Ama yinede 20 yıl önceki liseli Park Sun Woo'nun gelecekteki, acar gazeteci Park Sun Woo'nun kullanması için sakladığı tılsımları can düşmanının çaldığı halde gelecekte nasıl Park Sun Woo'nun eline geçiyor.Üstüne üstük kullanıyor, sonra diğer adam 20 yıldır sakladığı kutudan tılsımı çıkarıyor.Yahu ne dediğimi ben bile anlayamadım ama anladıysanız bana da bi zahmet anlatın.

Bol Spoilerli Kısım, Dikkat!

*9 tane tütsüyü bulup, 20 yıl öncesine gittiğini de keşfedince Park Sun Woo tabiri caizse otaboka geçmişe gitmeye başladı ya,  "olum dur, ilerde çok arayacaksın o tütsüleri, tütsü diye nerelerimi yaksamda geçmişe gitsem diyeceksin" dedim ama dinletemedim.Arkadaşına yılbaşı kartı bırakmalar (derdini anlatacak sorsan),Yok annesine yılbaşı hediyesi vermeler, sinemada annesine yakalanmayı engellemeler.Ne gerek vardı olum, geçmiş zaman tee lise yılları bırak gitsin.

*Ama ama abisinin mutluluğu için sevdiği kadınla onu kavuşturması, sonrada yediği haltı anlayınca ki pişmanlığı çok feciydi içim cız etti.

Tanım

"Yenilen Halt": Efendim kadın bir kız çocuk sahibi dul bir hanım, zaten bu yüzden aileler izin vermediği için evlenememişler geçmişte.Evlenemeyince kadın Amerika'ya gitmiş evlenip barklanmış, mutlu mesut yaşamış.Bu bizim iyilik meleği abisiyle kadını bir araya getirince otomatik olarak nur topu gibi bir yeğeni oldu, amca mertebesine yükseldi.Ama gelin görün ki gelecekte ki kendi yaşamının içine etti.Çünkü o minik kız, kendi sevgilisi çıkmasın mı?Vah garibin haline...

*Yalnız kızın her şeyi hatırlamaya başladığı park da geçen sahne çok güzeldi.

"En çok hangi kelimeden nefret ettim biliyor musun? Amca!"

Adam da haklı yani kız gözlerinin önünde adama amca amca diye diye başkasıyla evlilik hazırlıkları yapıyo.Gel de kurdeşen dökme!



Ah o parkın bir dili olsa anlatsa...

*Ama can dostu doktor arkadaşı vardı ya, sevimli şey.İlk başlarda tütsülerde gözü vardı.Sakın bitirme geçmişe gidip karımı değiştirmek istiyorum diyordu :)Dizi boyunca çok güldüm kendisine.
Ama bir gelenek daha bozulmadı.Yani  can dostunuz bir psikologsa ruhsal sorunlarınız olmalı, eğer beyin cerrahıysa bir tümörünüz.Bu dizide ikinci seçenek geçerli arkadaşlar.

*Bu tarz dizilerde bir son karmaşası hep yaşanır.Yani 19 bölüm boyunca o kadar çok şeyi karıştırıyorlar ki, git geçmişe gel geleceğe.Olmadı saplan kal geçmişte.Adamlar bir bölümde -sanki şartmış gibi- zar zor toparlıyorlar.Son bölümde  havada kalan şeylerin altını doldurmaya çalışmışlar.Taşları yerine oturtma çabası o kadar çok gözümüze sokuldu ki, aynı sahneyi 40 tekrarla her seferinde bir şeyler eklenerek izledik.Sürekli tekrar olunca biraz sıkmıyor değil.Ama o kadar olacak, bu dizide de sıkıldım dersen Allah çarpar adamı taş olurum maazallah.Töbe töbe!

Klasik bitirişimi gerçekleştiriyorum.Efendim yine bir TvN dizisi, yine bir güzellikle karşı karşıyayız.Bu nasıl bir kanaldır anlamadım izlediğim hiç bir dizisi kötü değildi.(Flower Boy Next door'u gözardı ediyorum).Gelecek ne gösterir bilinmez ama 2013'ün en iyi dizisiyle karşı karşıyayız arkadaşlar.Burdan haykırıyorum: Bu diziyi kaçırmayın, mutlaka izleyin, pişman olmayacaksınız, tek kelimeyle  MUHTEŞEM!






Güzellik