18 Temmuz 2014 Cuma

Bir Blogum Vardı Benim...




Yıl oldu yazmayalı, inanın şifreyi girerken şöyle bi düşündüm neydi diye.Durum vahim anlaşılan.Ne oldu? neden bu kadar ara ben de bilmiyorum.Elim varmadı yazmaya, bugün olur, yarın bakarım derken; bir bakmışım  toz tutmuş blog.

Tahmin edilir ki bu ara yalnızca blog için geçerli.Son gaz diziler devam etti.Ne kadar artık yeter dediysem de yetmedi.Bugün hiç izlemiycem dediğim günler tırnaklarımı kemirirken buldum kendimi.

İşin aslı,artık günlerim birbirine benzer oldu.Herşey rutin.Yine böyle bir dönemde açmıştım blogu da.Şimdi yeniden acemi blogger olarak mesaimi başlatmak istiyorum.Eskisi gibi olmaz belki ama kopartmamaya çalışacam blogla aramda ki bağı.Bunca zaman sonra anladım ki, gençlik iksirimmiş benim burası, can sıkıntısında sığınılacak küçük sığınağım.Yazmayı özledim, yorum okumayı özledim.Suk için yaptığım kavgaları - hala fikrim değişmedi- özledim :) Kısaca hayatıma kattığı her rengi özledim.Bekleyin beni; Deniz pek yakında, bu blogda!

20 Eylül 2013 Cuma

Bu Deniz Durgun Kaptan!

Sessiz, koşuşturmasız, dingin.... Bu güzel günlerden elimde sadece birkaç tane kalması ise işin kötü tarafı.Tahmin edilebileceği üzre iznim bitiyor dostlar.Yeni koşuşturma döneminin start almasına az vaktim kaldı.Son dönemlerde ne yaptım diye sorduğumda kendime, büyük bir zevkle diyebilirim ki; hiç bir şey!Tembellik gibisi yok mirim, bunu bilir bunu söylerim...

Amaa o kadar da boş durmadım(!) Bakın neler yapmışım neler...



İlk aklıma gelen Who are you'nun bitmesi oldu nedense :) Bir dizinin daha sonuna geldik.Şöyleydi, böyleydi demiycem.Hayatımın bir döneminde geldi ve geçtiii.Aklımda korkmayı beceremeyen bir başrol ve taş KJW kaldı.Ama her şeye rağmen güzeldi...

Şimdi bununla bağlantılı olarak uzun zamandır düşündüğüm ve who are you sayesinde bilincimin tozlu raflarından geri çağırdığım saçlarımı kestirme isteğim vuku buldu.Yılların uzun saçlı Deniz'i artık kısa saçlı bi lise öğrencisine- ya da he-man mı desek-  dönüştü.Öğrenci diyorum, çünkü korelilerin genç görünme sırrını çözmüş bulunmaktayım: kısa saç! Yaş biraz ilerledikçe saçlarını kesiyorlar - ya da 30 yaş bunalımı mı demeliydim-  işte asıl mesele burda.İnsan hakikaten daha bir genç, daha bir taze oluyor.(Öyle göründüğümü söyleyenlerin yalancısıyım asdfghjkl )
























Gong hyo Jin'in yüzüklerinin sırrını çözdüm! Tamam yüzüklerin efendisi felan sayılmayacağım ama merakımı giderdim ya o da bana yeter.Belki herkes biliyordu da benim haberim yoktu, o ayrı tabi..Şuncacık dövme için takıyormuş yüzükleri.Yeni bir kara parçası bulmuş gibi hissettim resmen.Aidiyet duygum oluştu.Ben de mi yaptırsam ne(!) Yalnız her diziden bir anı bırakırsam kendimde yandım, saçlar gitti şimdi bu asdfghjkl Kişiliksiz miyim len ben? :S

         



Good Doctor'ı izliyorum bir de.Güzel, hafif , lezzetli bir dizi.Hafiflik güzel oyunculukta.Göz yoran bi oyunculuk yok, kısaca Joo Won döktürmüş.Hastaneyi ise iç çeke çeke izliyorum.Len ranzaları bilem var asistanların, yok artık! Bir de hiç poliklinik yapmaz mı bu doktorlar?Habire acilden hasta alıyolar o kadar.Servis desen sürekli aynı çocuklar iyileşip iyileşip, tekrar hasta oluyo.Neyse... Özünde hoş, güzel bir dizi.Öyle aşk felan beklemeden, bol ameliyat görmek için ideal.Doktorlu dizlerle arama mesafe koysam da dayanamadım bunu izledim, pişman da değilim hani.... :)


Oğluma oyuncak ayı aldık.Ondan çok ben oynuyorum.Nedeni onun "ayı" ile benimse söylediği şarkıyla ilgilenmem.Gwiyomi'yi söylüyor.Deli gibi sürekli ayıyı mıncırıyorum.Dansını felan yapıyorum kendimce.Çocuk boş boş bana bakıyor.Ebeveynin çocuğuyla arkadaş gibi olması bu olsa gerek :) Bazen korkmuyor değilim; onun büyüyüp benimse hala böyle kalacağımı düşününce biraz tuhaf oluyor insan...Bu video hyun joong ile arama mesafe koymama neden olsa da yer yer sevimli de gelmiyor değil.... :)




Ve ve veeeee Master's Sun sen nelere kadirsin! Bize bunu da izlettin ya :) So Ji Sub hıssıl hıssıl çaaranda dedikçe çocuk gibi dizime yatırıp poposunu poposunu dövesim geldi.40 yaşında ki adama bunu yapmayı düşünmemi sağlayan yönetmen, senarist her neyse işte ona teşekkürü bir borç bilirim :) Teponniiiim saranneyooo :)



Master' Sun için düşünce, dilek ve temennilerimi ayrı başlıkta toplayacağım lakin, daha fazla bekleyemedim ve ayrıntı için bitmesini bekliyorum :)



Tekrar bi vee demem gerekirse o da Lee Min Ho'ya gitsin.Her şeye rağmen seviyorum bu çocuğu.Son dizisi The Heirs yakında başlayacak.Heyecandan daha çok sinirle bekliyorum.Çünkü başrolde pek sevdiğim (!) Park Shin Hye var! Olum başka kız mı kalmadı Kore'de.Sinir kız bu sefer min hocumu ağlarına düşürecek, dayanamam.Kıyamam ben sana Lee Min Hoo :( Bekleyelim bakalım..

Anlaşıldığı gibi koca bir tatilin çoğunu bilgisayar başında geçirmenin dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum. Tek yan etkisi, yan ağrılarım oldu.Sağım uyuştukça sola, solum uyuştukça sağa dönerek bütün ağrılarımı bertaraf ettim  :) Asosyal olmak, seni seviyorum!




23 Ağustos 2013 Cuma

Who Are You?



Ağustos ayının bereketinden olsa gerek, bol hayaletli diziler yayında.Master's sun'un biraz gölgesinde kalan Who are you? da bu yapımlardan.Her ne kadar hayaletleri Master's Sun'a göre biraz daha "normal" kalsa da hayalet sonuç da değil mi?Güçsüzün yanında, düşenin dostu Deniz, Master's Sun'dan önce anlatılma şerefini bu diziye veriyor :)Malum Master's Sun 'un reytingleri almış başını gidiyor.Bu zavallıcık yetim kalmasın değil mi?

Yang Si Ohn,  bir operasyon sırasında yaralanıp 6 yıl komada kaldıktan sonra uyanır.Bütün hafızasını kaybetmiştir, üstüne bir de hayaletleri görmeye başlamıştır.Polisliğe kayıp eşya bürosunda devam etmeye başlayan Si Ohn, burada ki ölü insanların kayıp eşyaları sayesinde onlarla iletişim kurabilmektedir.

Unutmadan söyleyim; dizi, favori kanalım TvN dizisi.Daha da fazla söze gerek yoktur sanırım.So Yi Hyun ve Taecyeon  beraber kamera karşısına geçtiği dizide malum taze bir aşkın buram buram dumanı üstünde :) Daha 8. bölümü yayınlanan dizi, gayet iyi bir başlangıç yaptı, sıkmadan, güzelce ilerliyor ve asıl konuya daha yeni başlıyoruz.Tam da herhalde her bölüm bir hayalet çıkacak biz onun hikayesini görecez.Konu felan yok bu dizi de derkeeen.Asıl konuya gelindi.Yani hafızasını kaybettiği olay günü ne olduğu, hayalet aşkı daha yeni yeni ortaya çıkmaya başladı.Sonu ne olur?Sonradan bozar felan o kısma hiiiç karışmıyorum.

Deniz'in seyir defterine ek:

Her hayalette ufakta olsa bir yara bere, ölümüne dair bir iz oluyor.Yalnız Kim Jae Wook hala taş taş.Ölüsü bilem bozulmuyo adamın.



6 Ağustos 2013 Salı

The Best Lee Soon Shin / Eziyetin Böylesi




Bu şarkı eşliğinde okuyalım arkadaşlar.Daha etki olur diye düşündüm :)

Akşam üzeri sevgili bunusevdime yorumla karışık dert yanarken kendi kendime dedim ki; bari bunu blogda yazayım.Bu durum yorum  olayını çoktan aşmış.Üstüm de bir yük olmuş.

İzleyenler bilir ki efendim bu illet 50 bölümden oluşan bir eziyet yumağı.Acemi de değildim oysa ki nasıl bulaştım bu illet diziye, nasıl bakmadım kaç bölüm olduğuna bilemedim.Bi kere de başlamış bulundum.Kendisini iki kez terk ettim, izlemeyecem dedim.Ne zaman nette dolaşsam önüme çıktı.Ben görmezden gelmeye çalıştıkça daha bi gözüme batar oldu.Öyle ki belli bi noktada sonra ben onu arar buldum kendimi.Yapma Deniz kendine gel dedim, bundan sana fayda yok, bırak bu işin peşini dedim.Cık!Bana mısın demedi.Dizi devam ederken nice diziler bitirdim, nice filmler izledim, yine dönüp dolaşıp buna geldim.Anladım ki ecelden kaçılmazmış, illa ki iliklerime kadar beni kemirecek, yiyip bitirecek ki rahat edeyim.Nasıl bir mazoşistim anlamadım.


Şimdi burda gördüğünüz bütün adamların ayrı ayrı  her biri tek başına 16 bölümlük dizi olacak hikayeleri olunca haliyle bölüm 50 de olur 60 da.Benim eziyet katsayım da giderek artar.Dizi de iki ablanın aşk hikayelerini, bir annenin aldatılmışlığını, bir babanın ölümünü ve ardında ki sır perdesini, Bir patron ve çalışanı arasında ki aşkı, evlat edinilme hikayesi ve onun  kahramanlarını, aşk üçgenlerini, bol bol kötülük, entrika ve daha sayamadığım bir çok şeyi izleyeceksiniz.Oyyy yazarken yoruldum.Öyle ki belli bi noktadan sonra kim başrol onu bile karıştırır duruma geliyorsunuz,  diğer hikayeler o kadar öne çıkıyo.
Ama şöyle bişey de var.Bu kadar çok şey var, dizi hızlı ilerleyen, akıcı, bir başladığımı hatırlıyorum bir bakmışım ki 40 olmuş diyeceğiniz bir dizi değil.Kağnı hızında ilerleyen olayları, 2-3 hafta izlemeyin, kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.Ki ben de yer yer atlayarak ilerledim, dizi izleme stilime boyut kazandırmış oldum.Ben ki dizileri son sahnesine kadar izleyen Deniz bunu yaptı.Durumu anlayın.

Dizi hakkında ki hayallerim

Le soo shinin Küçük ablasının tavukçu dükkanı işleten  kayın validesine tavuk yedire yedire patlatmak suretiyle işkence yapmak!Görmemişin oğlu olmuş misal iyi ki bi doktor oğlun var.Mükemmel oğlum var diye hava atıp, kimsecikleri de laik görmez ya ona tam gıcık tip.Doktor annesi olmuşun ama insan olmamışın naber :)Gerçi kız da cadolozdan halliceydi ya son bölümlerde toparladı neyse...Bu nasıl gıcık bir tiptir yahu.Kızın anneinin can dostu sorsan, içten içe mutlu oluyo kadın kötü duruma düştükçe.

Lee Soon Shinin artist annesini -kadın gerçekten aktrist hee - anne/kızlı bilimum dizi reklam kampanyalarına gömmek.Böyle çıkarcı, sinsi, saman altında su yürüten kadın görmedim.Buldu hazır büyümüş, nur topu gibi kızı sözde annelik yapacak haspam.Bildiği tek şey de oyunculuk olunca böyle kızın etinden sütünden faydalanmaya çalışıyor.Bir de teponnimin babasına sardı bu ara.Aralarında bir sır var bunların hadi bakalım.Az çok tahminim var ama yazmayayım şimdi, girmeyeyim kadının günahına :)Misa'dan sonra daha kötü anne bulamam artık, bu benim nirvanam dedim.Bu kadın onu da geçti.O kadar ki kötü.

Lee Soon Shinin aktrist annesinin menejerini o arabaya kilitlemek, yanına da kasa kasa bira bırakmak!Boş kaldıkça içer garibim.E içer  içer de arabadan da dışarı çıkamaz, çatlar, ni hah hah hah haaah!Yaptı tek şey de bu zaten.İçip içip millete kadının sırlarını anlatmak.Yok anlamıyorum, nasıl bu kadının bunca sırrını biliyor bu adam ve nasıl böyle bağlı kadına.Şimdi hakkını yemeyelim kadın için ölür adam da, içince sapıtoyo biraz.Tek kusuru o.

Yun Ah'ı falakaya yatırmak!Teponnimin ailesinin zengin, hastahane sahibi adamın oğlu olduğunu öğrenince birden aşkı depreşti ya işte o an karar verdim buna.O teponnim seni falakaya yatırsa az bile.Adam sana zamanın da kör kütük aşıktı ayak bağı oluyo sana diye terkettin tüüüh yazıklar olsun.Neymiş, ünlü olacakmış.Bir de elin kadınına ne diye anne anne der durursun?Bırak bu işleri kuzum.

Ama sevimli şeker şey, en güzel aşık olan adam teponnim seni seviyorum.
Lee Soon Shinnin en büyük ablası ve ona aşık fırıncı sizi seviyorum.
Cafe işleten iyilik timsali, muhteşem aşçı, Lee Soon Shin'in eski patronu seni seviyorum.
Biraz tuhaf ama bu teponnimin kız kardeşi var ya şu doktora sürekli asılan, işte onuda seviyorum.

Ama kardeşim 40 bölüm dağ dağa kavuşur da, insan insana kavuşmaz mı? 40 bölüm bi kızı seversin de söyleyemez misin?Sonra kız gelip iki bölümde sana aşık olup üçüncü bölümde itiraf mı eder? Acıyın bize. Vee senarist;
"....
Tanrı istemezse insan ölmezmiş,
Sen tanrımısın beni öldürdün!"

Ve ve vee diziye başlamamış olan varsa sakın ama sakın girmesin bu bataklığa, aldanmasın o masum yüzlere, sonrası çıkılmıyo malum :)






19 Temmuz 2013 Cuma

Manny




Siz de benim gibi izlediğiniz hiçbir şeyden zevk alamıyor, "aşkım kavuşamıyoruz, çünkü ayrı dünyaların insanıyız" replikli dramalardan sıkılmışsanız; Zengin  bir ceodan yoksun, fakir bir kızdan mahrum bir dram zamanınız çoktan gelmiş ve geçiyor demektir.İşte tam bu noktada aile dizileri devreye giriyor.Bir nevi imdadımıza yetişiyor.

Genç ve bekar anne Seo Do  çocuklarıyla başa çıkamayınca, eve gelen bütün bakıcılar çocuklardan yaka silkeleyerek kaçıyorsa, artık bir erkek bakıcının vakti gelmiştir.Amerikadan ithal, kore asıllı bakıcımız eve bir güneş gibi doğacak ve çocukların gözdesi olacaktır.Tabi en çok da annelerinin.. :)








Tahmin edildiği üzre mükemmel bir erkekle karşı karşıyayız a dostlar.Görenin salyalarının aktığı, yüzü kadar kalbi de güzel bir adam :) Haliyle herkes etrafında pervane o, çocukların.Elinden her iş gelen, çocuklara yemek hazırlarken ödevleriyle ilgilenen, olmadı psikolojik sorunlarının ne olduğunu anlayabilip tedavi edebilen.Çocukları yatırdıktan sonra her akşam koşuya çıkan, sportif bir adam.Allahım robot mu bu ne dedim bir an.İnsan hiç mi bunalmaz, yorulmaz. Sürekli  gülenyüz kurabiyesi halleriyle etrafta dolaşır.



Peki bütün bunlar olurken bu çocukların annesi ne yapıyordu?Yan gelip yatıyordu diyemem ama bişey de yapıyodu desem yalan yani :) Bir butik işleten annemiz, evinde yaşadıkları ablasının gölgesinde kendi halinde takılan bir tip.Bu çocukları bu yaşa nasıl getirdiği  kocaman bir soru işareti.Malum tipik beceriksiz, işinde başarısız -aslında yetenekli de, kendini gösteremeyen- bir annecik.Bu kırılgan naif halleri biraz fazla abartılmıştı bu karakterin.Bakıcımızı daha güçlü göstermek için böyle yapıldığı aşikar olsa da, kardeşim sen bir annesin! Terliği şöyle bi fırlattın mı tam 12den popoya tutturmalı, ödeviniz var mı? ödeviniz bitti mi? diye sürekli dırdır etmeli, çocuğun ilkokulda ben şarkıcı olacağım diye sana geldi mi şöyle sümsüğü oturtmalısın...Biz böyle biliriz ama değil mi? :)



Bir de "naaan jenissa" diye ortalıkta dolaşan bir abla var.Kendisi artık yaşı kemale ermiş eski bir manken.Bir mankenlik ajansı yönetiyor.egosu tavan yapmış bir karakter.Sürekli her yerde spor yapması beni çok güldürdü.Mankenlere yaşattığı eziyeti emin olun bu çocuklar  askerde yaşamamışlardır.Ensesinden aşağı sarkan, sürekli gerçekten saçmış gibi muamele gören, beceriksizce ensesine tutturulmuş ip şeklinde ki -sözde- saç birikintisi.Tek kelimeyle iğrençti!Ama hep beraber anladık ki kendi kişisel gelişimini tamamlayıp level atlayınca saçını kesecekmiş meğersem ondanmış o kadar eziyet.Boşuna gözümüzü yorduk onca zaman :)

Sıkmadan kendini izleten, tahmininiz üzre içine bolca aşk serpiştirilmiş, daha bolca çocuklar ve sorunlarıyla muhattap olduğumuz bir dram Manny.Biraz ara, taze bir nefes isteyenler için birebir.Efendim izleyiniz.....