eğlence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğlence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mayıs 2012 Pazar

Haydeeeee o_0






Efendim, bir Eurovision maceramızın daha sonuna gelmiş bulunmaktayız.Dün gece yazmayı planladığım, ama üşengeçliğimden bilgisayarı şarja takamayınca bugüne kalan yazıma  başlıyorum :)


Klasik giriş yapalım...

Hello Azarbaijan, hello Leyla ... Thank you for this fantastic show.It was  beautiful ..


Len biriniz de başka bir şey söyleyin be kardeşim.Her sene ezberlenmiş aynı sözler.Anlayamadığım Leyle'nın yanında ki sülün gibi delikanlıya niye kimse selam vermiyor kardeşim!Unutmadan bizim daimi puan dağıtıcı, TRT 4' den fırlamış kılıklı, az önce tarih dersini anlatmış da eurovisyona yetişmiş tipli, sarışın kıza ne oldu, bileniniz var mı?Gözüm aradı vallahi, alıştık kıza.

Efendim, fena sayılmayacak bir dereceyle yataklara gittiğimiz gecede, fazla sayıda iyi şarkılar vardı.Anladık ki bütün ülkeler baya bir hırs yapmış :) Ama buna rağmen ''amaan eurovision benim neyime peğğ'' imajı veren, ''öylesine katıldık canım'' diyen ülkeler de yok değildi.Bu kategorideki ülkelerde finale de pek çıkamadı zaten :)

Geleneksel sahne şovları, atlayan zıplayan, parande atan gençler olmazsa olmazı oldu eurovisyonun.Bu sene de bolca izledik.Ama sanki geçen yıllara göre dozu biraz azdı ki, böyle olması gayet iyi, aman abartmasınlar.Tabi İrlandalı robot kardeşleri ayrı tutuyorum.Kardeşler saolsunlar havuzlarıyla gelmişler yarışmaya.İyi hoş da, abi bünyeye ters değil mi su felan?Robotsunuz ya hani, o bakımdan yani...

Sadete gelince; Can'ı, can-ı gönülden kutluyorum.Yarı finale göre çok daha iyi bir performans gösterdi.Ama ne yapsın ki rakipler baya iyiydi-nineler hariç- :) Gayet iyi bir dereceyle dönecek geri.Rus ninelerin derecesinin şahsımca pek bir önemi olmadığı için, Can'ı 6. ilan ediyorum.Gerçi bir yerde okumuştum ''Burda keyfim gayet yerinde, derece yapamazsam burda kalırım'' diyordu.Dönmezse şaşmayın :)

Gelelim birinciye ki, belirtmeden geçemiyecem.Performanslar bitince hemen söylediğim İsveç bu işi götürür tezim doğrulandı.Bunun haklı gurununu yaşıyorum.Seneye Bülend beyle ben sunacam yarışmayı :D

Fas asıllı, İsveçli kızımız Loreen ; farklı tarzı, muhteşem sesi, doğal saçları ( inatla pırasa gibi yapmaya çalışmamış, tebrikler ) ve enteresan dansıyla  herkese kanıtladı ki başarı için öyle 20 kişilik dans gösterileri, bol dekolte, bacak şova falan gerek yok.Zira bu geleneği bize yaşattığı için Yunanistan, Kıbrıs ve Ukrayna başta olmak üzere diğer ülkelere teşekkürü bir borç bilirim.Gözümüz gönlümüz açıldı sayelerinde :)


İşte İsveç'in ''popüler tarzda yüksek veya düşük tempolu'' şarkısı.Bilemedim hangisi şimdi bu.Bu iki tarzdan başka şarkı söylenmedi gecede.Hepimiz öğrenmiş olduk.Neymiş şarkılar ikiye ayrılıyormuş :D



Kız uçuyor u - u - u- u- uz diye diye birinci oldu :)
Yukarı gidiyoruz mu demeliydim bilemedim.Belki kız nirvanaya varıyorum demek istemiştir.Uçmak biraz basit mi kaçtı ne,tercüme hatası yapmıyım :)

15 Nisan 2012 Pazar

Rooftop Prince

Son zamanlarda  epeyce meşgul olduğum için, malum pek dizi izleyemiyordum.Ama yeminimi bozdum leyyyn diyerek hızlı bir girişle Rooftop Prince başladım.E iyi de etmişim, izleyince siz de hak vereceksiniz.Oyuncular çok iyi seçilmiş, hepsi birbirinden iyi.Özellikle Sungyunkwan Scandaldan hatırladığımız ve de kendisine ayıllıp bayıldığımz Micky Yoochun var ki, başka da söze gerek yoktur herhalde.


Dikkat dikkat yüksek dozda spoiler içerir!

Konusuna gelince; Veliaht prensin eşi esrarengiz bir şekilde sarayın bahçesinde ki gölde ölü bulunur.Kaza sonucu öldüğü ileri sürülür.Fakat aşk acısından yanan Prens buna inanmaz.Kendisine yardım edecek bir ekip oluşturur ve eşinin ölümünü araştırmaya başlar.Gelişen bir dizi olaylar sonucu ormanda kötü adamlar tarafından dört nala bir şekilde kovalanırken, uçurumun kenarında atların frenleri tutmayınca,  bir E.T. edasıyla süzülerek hooop 300 yıl sonrasına, günümüze gelirler.İşte hikaye de asıl burda başlar...





                                                                              ****



Micky Yoochun-Prens Lee Kak: Kendisi bu rolün üstesinden gayet iyi gelmiş.Prensesin arkasından döktüğü göz yaşları içimi burkmadı desem yalan olur.Burnu havada prens halleri, özellikle de kırmızı eşofmanları pek komikti.


Ha Ji -Min -Park Ha : Ben bu kızı pek sevdim! Kendi ayakları üzerinde duran,kendince ticaretini yapan , özgüveni olan bir karakter.Üvey ablasının komplosuyla taa Amerikalara kadar gitmiş.Yıllar sonra döndüğü memleketinde babasının öldüğünü öğrenir.Bir gün evine geldiğinde işte bu sahneyle karşılaşır.




Tahmin edildiği üzere bu dört adamı 'adam' edecek kişi Park Ha'dır.Tavayla adamları korkutmaya çalışması çok komikti.



Park Ha'nın sihirli dokunuşuyla koskoca Prensin ne hallere düştüğünü bu iki foto açıklıyo sanırım :)


   
Öncesi

 
sonrası

































Bütün bu güzelliklerin yanında kötü adamımız yok sanıyorsanız yanılıyorsunuz.İşte o boşluğu da Lee Tae Sung dolduruyor.Ben kendisine kızmayı beceremedim henüz, çünkü ona baktıkça Playfull Kiss'de ki  sevimli halleri geliyor aklıma :) Bu dizi de nasıl desem bi gudubetlik var tokatını yiyen ya ölüyor, ya da ölümden dönüyor.Bütün bölümlerde kurdeşen döktü sıkıntıdan.Daha da fazla bir şey demiyim zira her şeyi yazdım zaten :)



Kötü adamımıza eşlik eden kızımız ise (evet evet o da var) tahmin edildiği üzere Park Ha'nın üvey ablası ve de Lee Tea Sung'un sevgilisi, sekreteri olan kişilik(çok yönlü karakter).Kızda dikkatimi çeken; genel çekimlerde normal bir boya sahipken, selvi boylu sevgilisiyle sarılırken birden uzaması.O kadar uzamış ki baksanıza çenesini adamın omzuna koyuyor :) Ne yediriyorlar sana kızım hemen söyle.Alice misali mantarın hangi tarafından yedin?


Sanırım bu kadar yeter!Kısaca bir bahsedeyim niyetiyle başladığım yazım, bakın ne hale geldi.Biraz daha yazarsam ilk 6 bölüm izlemenize gerek kalmayacak.Ama huzurlarınızdan ayrılmadan önce size biraz foto gösteriyim.Merak edin de izleyin :D 











13 Mart 2012 Salı

Geç ola , Hayrola ! Mimlenmişim (:



Böyle hep mim yazarmış gibi oldum ama ,ben ilk mimim diye ortalıkta gezinirken meğersem çook öncesinden mimlenmişim, haberim yok :) Ee mimin konusu da bam telim olduğu için yazmak farz oldu.Aslında yazıp,yazmamak arasında çok gittim geldim.Üzerinden bayaa vakit geçtiği için herkes kapmış şarkıları tabi.Bütün listeleri benimsediğimi belirtir ,üzerine de benim listemi eklemenizi rica ederim(Araklamacı gazeteci)  (: Veee belirtmesem olmaz sevgili mikalzia'ya mimi pasladığı için teşekkürleer ...


Fazla söze ne gerek var,umay umay işte.Şimdilerde ne yapıyo pek bilgim yok ama ergenliğimi onu dinleyerek geçirdiğim bir gerçek. 

Benim  hala ara ara açıp dinlediğim enfes şarkı bu.Şimdi videoyu ararken gördüm ki şarkının sözlerini Yıldız Tilbe yazmış.Aklıma Delikanlım geldi.O da ne şarkıdır be...Listem uzamasın diye eklemedim :D



Haydaaa bir Yıldız Tilbe şarkısı daha.Yine şimdi farkettim.İçim de bir Yıldız Tilbe fanı mı var acep.Ama kadın  demek ki altın çağını 90'lar da yaşamış.Hazal'ın bir de elden yar olmaz diye bir şarkısı vardı.Klibinde arkasında birkaç iyi adam dans ediyordu , daha çok onlar için izlerdik.Ama şarkı da güzeldi.Birkaç iyi adam da şimdilerde dede olmuştur heralde,Çıtır kızlar ise nine :) Neydi o kızlar be, kumsallarda sevişmek mevişmek, pek paraladılar kendilerini ama sonları pek iyi olmadı.İki grup da sönüp gitmişti.


Bu şarkıyı hep bir hüzünle dinlemişimdir.Uzay Heparı'ya yazılmış bir şarkı olması  etken tabi.Mete Özgencil yazmış sözlerini.Evet bir zamanlar Mete Özgencil de vardı.Çok güzel işler çıkarırdı.
''Önünden geçtiğim harabeler hala ayaktalar'' mutlaka dinleyin.


Veee  Aman be ! Bu şarkı öyle bir dilime dolanmış ki yıllardır aklıma geldikçe söylerim.Millet 'vah vah sıyırmış garibim' bakışlarıyla beni süzer.Ben takmayıp aman be, aman bee diye ortalıkta dolaşmışlığım vardır yani :)

Benim bu liste daha çok uzar giderdi de ne yazık ki geç kaldım işte :) Bu şarkıları dinledikçe hani derler ya, hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçiyo ; Bütün çocukluğum, gençliğim, saflığım ... 

O zamanlar gerçekten 'dinlerdik' ve inanırdık çocuk saflığıyla, bu şarkılar gerçek derdik.Ama o zamanlar da gerçekten şarkılar da şarkıydı yani. Ooffffff yaşlanıyorum babam gibi oldum.Hep bizim zamanımız başka denmez mi? Anlamazdım eskiden, şimdi benim çocuklarım beni anlamayacak.Hayat bu değil mi ki ; bir kısır döngü !

Şimdi, bunca zaman sonra yazmak isterse ve de birileri tarafında çoktaaan mimlenmemişse Lee'yi resmen mimlemiş bulunmaktayım.Belki de bu mimin ikinci dalgasını başlatırım :P
Ama Deniz beni rahat bırak ne mimi derseen o başka, gücenmem yani  :)