deniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2012 Pazartesi

Mim ; Sordular, Cevapladık...

Bir mim yazısıyla geri dönmüş bulunmaktayım.İşten, güçten, bolca karmaşadan ötürü blogumun gariban kaldığı şu günlerde, mikalzia sayesinde yeniden şenleniyor.Kendisinin kadrolu mimcisi olmanın haklı gururunu yaşamakla birlikte yazıma başlıyorum efendim.Tekrar teşekkürler mikalzia...

*Kendini seviyor musun?

Yer yer evet, bazen parçalı bulutlu.Kendimi sevebilecek kadar henüz delirmedim.Bazen sınırlarında dolaşıyorum evet, ama henüz tam deliremedim.İşin aslı, ey okuyucu pek de çekilecek çile değilim.En kötüsü bunun farkındayım.İşte fazla mükemmeliyetçi, titiz,kılıkırk yaran,sevimli,kendince anlayışlı biri olmaya çalışırken, bu durum eve gelince yüzseksen derece değişiyor.Dağınık, salaş,sevimsiz,nalet, çekilmez  bir insana dönüşüyorum.İşte bu nokta da hep şunu savunuyorum.Evleneceğiniz kişiyle mutlaka öncesinde beraber yaşayın.Gerçek yüzünü görün.Bakın benim kuzucum şuan başını duvarlara vuruyordur.(Hele bir vursun :))

*Yapmaktan hoşlandığın şeyler?

Kitap okumak,film izlemek,yüzmek.Yıllarca bu sorunun cevabı hep aynı oldu.Merak ediyorum bu kadar yüzme meraklısı milletiz neden doğru düzgün bir derecemiz bile yok?(Derya'cım sözüm kesinlikle sana değil)Aslında bu uzar gider de ben konuyu dağıtmayayım.Ben uyumaya bayılırım.Acayip de güzel uyurum laf aramızda.Kaderin cilvesi bu olsa gerek, insan kendinde olmayanı ister ya hep.Benim de uyuma fırsatım yok.Evde mini mini bir yavrum var ki, hala geceleri annee ule apalım mı?(anne kule yapalım mı?) diye uyanır.Saat gece üçtür ve ben deliririm.İşe giderim sabahın köründen gece bilmem kaça kadar ayaktayımdır- eğer nöbetçiysem- sandalye tepesinde kestirebilirsem ne ala...
Drama takıntımı söylemiyorum bile.Bu arada boş kaldığım zaman ilk iş birşeyler izlemektir.Televizyon nedir unutanlardanım mesela.Derlerdi de inanmazdım.En son öyle bir geçer zaman ki'nin ilk sezonun son bölümünü izlemiştim, düşünün o kadar...Bir de güzel havalarda sahile inmek balık ekmek olayları güzel olur.Severim.

*Hedeflerin nelerdir?

Aslında bundan "doğum sancısı" yazımda bahsetmiştim.Şimdi de düşündüm de ne boş adammışım.Doğru düzgün işte bu  dediğim bir hedefim yok.Hayattan fazla beklentim yok sanırsam.Ezelden beri hırslı bir insan olamadım, kahretsin.Ne bilim sıcacık bir yuvam, evim ,arabam, işim kabarık bir banka hesabım var daha ne olsun?Daha ne isteyim hayattan?Nankörlük de etmiyim dimi :)

*Kendini bir cümleyle anlatır mısın?

Anlatılmaz yaşanırım :) Bu olay baya sardı.Kendim çalıp kendim oynuyorum hee ne ala..

*Nefret ettiğin şeyler nelerdir?

Öhööm bir sevgi pıtırcığı olarak kendimi zorluyorum(yalan).Yüzüme "canııım ne kadar da iyi yaptın, ben de olsam öyle yapardım" deyip arkadan "duydun mu Deniz de şöyle yapmış aaaa" diyenlerden."Canım arkandayız seni destekliyoruz "deyip de daha ilk tökezlemede kıçına tekmeyi basanlardan.İşyeri entrikalarından ve yalakalıklarından.Dolmuşta sırtında ufak çaplı bir delik açıp " şu parayı uzatsana" diyen yaratıklardan.

*Favori filmlerin, şarkıların, kitapların...

Bütün klasikler favorimdir.Özellikle Rus edebiyatına bayılırım.Rus kültürü hep ilgimi çekmiştir.Klasikleri okuyup da etkilenmeyen yoktur herhalde.Bir arkadaşım Ukrayna'da çalışıyordu.Şirketin çaycısı kadın sabah işlerini hallettikten sonra açıp kitabını okuyormuş.Her gün... Bizim DNA'mız da okumah yooooh! :)
 Virginia Woolf'a bayılırım bir de.Kitabı bitirene kadar kurdeşenler döküp, hipnoz tehlikesine girsem de inatla okuyorum işte.Özellikle "Dalgalar" cümle cümle işlenmiş, muhteşem.
Film olarak zeka ürünü senaryoları severim.Sonunda dumur olduğum.Yuh be bu da yazılır mıydı dediğimiz cinsden.
Müzik olayına gelince; öff yaa eski kafalıyım ben.Galatadan at beni, in Haliç'e tut beni tarzı yeni şarkıları sevmiyorum.Klasik dinlerim, ruhumu da dinlendiririm.O kadar!!Bak yazınca anladım hakikatten çekilecek çile değilmişim.Klasik müzik, klasik romanlar... o_O

*İlham aldığın kişiler...

Şart mı yazmak.Ne bilim hiç kimse.Belki de ilhamım olmadığı için doğru dürüst bir hedefim yok.Mahalle manavı Rüstem amca.Hergün özenle meyveleri, sebzeleri tezgaha dizer.Akşama kaldırır.Çekilecek çile değil valla.Gıpta ediyorum adama.Sabrını ilham alıyorum...

*Death Note'u bulsaydın ne yapardın?

Hiç.Yazacak bir ismim yok.İsmi yazdıktan sonra vicdan azabından kahrolurum yahu.Yazılanla da ölünmüyor ki :D Ama durun!  Ayıp olmasın asrın fırsatı elime geçti.Hıncal Uluç(zaten pek vakti kalmamıştır),Ahmet Çakar(yeri çabuk dolar) yazdım gitti.

Bir mimin daha sonuna geldiğim şu dakikalarda huzurlarınızdan ayrılıyorum.Kimsecikleri de mimlemiyorum .İçiniz rahat olsun.İsteyen yazsın.

10 Mayıs 2012 Perşembe

Love Rain / Nerde Benim Şemsiyem?




Bu aralar kendimi Suk dizilerine adamış bulunmaktayım, hayranı olduğumdan değil tabii.Tamamen rastlantı.Ama sonunda sıkı bir fanı olursam şaşmayın.Çünkü Beethoven Virusle eş zamanlı izleyince etkilenmem diyen yalan der :) Ama bu aralar deli bir şekilde dizi izlediğim için benim algıda bir tutukluk olmaya başladı.Yavaş yavaş kafayı sıyırıyorum galiba.Avrupa Yakasında Makbule, aşırı dozda dizi yüzünden kafayı sıyırmıştı bir bölümde.Diziyle, yaşamı karıştırmış, amcasını Yaprak Dökümündeki Ali Rıza Bey falan zannediyodu.Heh, işte tam o moddayım.Her yerde Suk görür oldum :)

Lafı fazla dolandırmadan konuya gelecek olursak.Aslında herkes biliyor ama tekrarlamakta fayda var :) 70'li  yılların saf aşkları ile, günümüz aşklarını karşılaştırıyor dizi.Nasıl mı?Bunun için enteresan bir yol izlemişler.Aslında bizim yeşilçamda sık kullanılmış bir şekilde.70'li yıllarda aşk yaşayıp kavuşamamış aşıkların çocukları,günümüzde bir birlerine aşık oluyorlar efendim.Tabi ki de geçmişten bir haber.

Dizi hakkında çok atıp tutmaya gerek yok, çünkü daha bitmedi malum.Ama başlangıcı, yani epeyce yavaş ilerleyişi beni biraz soğuttu.Çok geç günümüze ulaşabildiler.Yaklaşık 5. bölümde felan.Kızın verem olması, köh köh öksürüp kan tükürmesi, Koreyi bilmem ama bizim için klişe.Bu yüzden olsa gerek Kore'de de beklediği reytingi alamamış.Oysa ki Türkiye'de ki reytingleri ölçseler böyle problemleri olmazdı :) En büyük rakibi Lights and Shadows adlı yapım ki -kaliteli bir iş gibi geldi bana- oyuncularına bakılırsa,  Kore'de ki oppacı gençlik dizi falan izlemiyor. Ama şimdi Love Rain de toparladı sanırım.İşin içine Suk'un şimdi ki tarz halleri girince(70'lerde pek yavandı), kim kimin çocuğu, öğrendi öğrenecekler derken, reyting derdi de ortadan kalkmıştır.




Dizide Suk'a Im Yoon Ah kardeşimiz eşlik ediyor, kardeş diyorum çünkü henüz 90 doğumlu.Çok genç olmasına rağmen -göz altı torbalarını saymazsak- fena bir oyunculuk sergilemiyor.Artık biliyoruz ; Koreli oyuncular işi setlerde öğreniyor ki, kızımızın aslen şarkıcı olduğunu belirtirsem ne demek istediğimi anlayacaksınız :)

Ama benim favorim Suk'un babası rolünde ki şahıs ki adını bilemedim şimdi..Deli aşık rolünün hakkını veriyor.Karizmatik bir tip.Suk'un yaşlanınca böyle olacağını zannetmiyorum.Yönetmen torpil yapmış bence :) Son bölümde (13. bölüm)  bir evlenme teklifi var ki, mest olmuş bir şekilde izledim.Sonunda kendime geldiğimde salyalarımı siliyordum :)




''Şu ayak izlerine bak.Sence de sevimli değil mi?
 Umarım seninle yürümeye devam ederim; yalnız kalmadan, mutlu bir şekilde.Evlenelim.... ''

 Vee Deniz'i yerden kazırlar.Böyle yazınca kulağa pek hoş gelmiyor tabi, daha güzellerini de gördüm aslında ama ne bilim bu da güzeldi be!

                                                                                ***

Şimdi elimizde bir adet Aşık Çift 1 (anne-baba), Aşık Çift 2 (oğul-kız) mevcut(Daha aşk dörtgenlerini çözememişken bu fazla değilmi ya!).Yani Aşık Çift1, Aşık Çift 2' den haberdar olursa ne olacak?Çocukları için aşklarından vazgeçebilecekler mi? Çocuklar, Aşık Çift 1 için vazgeçmiş görünüyor.Ama ne kadar bu duruma katlanabilecekler?Ya da alan memnun satan memnun, herkes kavuşacak mı?( Buna %40 ihtimal veriyorum) Bu soruların cevabını ilerleyen bölümlerde göreceğiz elbet.Zaten zurnanın da 'zort' dediği yerler bunlar.


Ama diğer yandan Seo Joon ( Suk ) ve Ha Na(Yoon Ah)' ya üzülmüyorum desem yalan olur.Ne olacak bilemiyorum, arada kaldım.Herkesin her şeyi bilip susma huyu devam ediyor.Herkes olaylardan haberdar ama kimse kimseye çaktırmıyor.Tek umudum sen kaldın doktor, kurtar şu garipleri.Tabi sen de Ha Na'ya aşık olmazsan, ki elin kulağında oldun olacan, senin de kaderin babana benzeyecek :)




                                                                                ***

Dizilerimizin olmazsa olmazı; sarhoş kızı, sırtta taşıma olayı :)




Suk'a torpil geçeyim bari





Yazık sana yavrum be, dünyada kız mı kalmadı gittin kimi buldun.Öyle hana, dül, se (1,2,3) diye saymakla olmuyormuş bu işler.Gördün mü bak ne hale geldin.Cık cık üzülüyorum bu hallerine.